23 Ocak 2010 Cumartesi
Ege Beyin Kurbişleri
10 Ocak 2010 Pazar
Ege Geldi, Hoşgeldi :)
5 Ağustos 2009 Çarşamba
Seattle Kurabiyeleri
Efenim içinde kurabiye pişmeyen ev, ev olmaz dedik; gelir ayak buradaki evimizi de kurabiye kokuları ile şenlendirdik.
Artık Gülrizin parmakları "şeker hamuru da şeker hamuru" diye tutturduğundan mı, dönünce çok bebek kurabiyesi yapacak olduğundan mı :) bilinmez, ufak bir kavuşma yaşandı mutfağımda.
Uzun lafın kısası kurabiyeler buradaki bir arkadaşımın ikizlerinin baby shower partileri için hazırlandı, süslendi, püslendi ve partide arz-ı endam eyledi.
5 Ocak 2009 Pazartesi
Kütük Pasta ve Havamın Sönüşü
Yılbaşı gecesi için 4 saat süren kurabiye maratonundan sonra, boyuma posuma bakmadan bir de kütük pasta yapmaya kalkıştım. Hayatı boyunca rulo pasta bile yapmamış bendeniz -ki fırın tepsisine yayılmış pandispanyanın nasıl rulo yapılabildiğini çok merak ederdim, meğer sıcakken yapılınca oluyormuş =)) - bir cesaret daldım mutfağa.
Bir pandispanya, bir dolgu kreması, bir de kaplama kreması hazırlamak lazımdı. Pandispanya Burçinden, dolgu kreması da Burçinden (Burçiiiiiiin çooook teşekkürler). Kaplama için de çikolatalı ganaj kullandım. Pastanın kütük haline getirilmesi ve süslenmesi için de Ufuk'tan kopya çektim (Ufukcum kızma bana, "taklitler asıllarını yüceltir" derler =)) ). Şeker hamurundan bir kardan adamcık ve bir çam ağacı yaptım (orantısal problem yine var; benim kardan adam çam ağacından irice oldu ama neyse... Bu çam ağacı değil zaten, ufacık bir çam fidanı =)))) )
Sonra aldım pastamı, bir de kurabiyelerimi (zaten kurabiye yaparken noel babaya söz vermiştim onu yılbaşı gecesi gezmeye götüreceğime, o da bana karşılığında yelkenli getirecek) doğru gezmeye gittim. Bütün gece, gayet şımarıkça, bunları ben yaptım diye diye dolandım ortalıklarda (tabi bulunduğum ortamda hiç kimse şu yemek bloglarında neler neler olduğunu bilmedikleri için, onlar da pohpohladılar beni); pastamla poz poz fotoğraflar çektirdim. Anlayacağınız havam bin beş yüzdü. Gece bitip ertesi sabah Didem'in o muhteşem kütük pastasını gördükten sonra, kısa bir süre ekrana yapışıp kaldım, takdir edersiniz ki havam pufffff diye söndü. Bir de Ayşemim yapmış ki kütük pasta, onun daha kendisini görmesem de pastayı süsleyen orman cinlerini gördükten sonra bende bunalım besbeter arttı. Ama seviyorum ben o orman cinlerini, söz vermişler bana yelkenli getireceklermiş.
Neyse işte, bir pasta hakkında bu kadar konuşulmaz ama neyse... Ne yapayım pasta yapmak bende fobik bir durum yarattı, o yüzden bir pasta yapmayı becerebildiğimde kendimi dünyanın en ünlü şefi gibi hissediyorum (Laf aramızda Ayvalık'ta bir adam var benim, kıyıdan biraz uzak. Genelde pek çok kişi yüzmez oraya kadar. Oraya yüzüp adaya çıktığımda da kendimi muzaffer bir Türk komutanı gibi hissederim) Aaaaaah ah, ne olacak benim halim böyle...
30 Aralık 2008 Salı
Mutlu Yıllar ve Yeni Yıl Kurabiyeleri
İlk defa bu kadar komplike yeni yıl kurabiyesi yapıyorum. Gerçi toplamda 17 adet kurabiyenin yapımı 4 saatimi aldı ama olsun =)))) Favorim kesinlikle noel baba =)))) Kendisi ile ufak çaplı bir pazarlık yaptım; ben onu bu gece gezmeye götüreceğim, o da bana hediye olarak yelkenli getirecek. Pek sözünü tutacağını sanmıyorum ama hadi hayırlısı...
Yeni gelen yılın herkese, hepimize, herşeyin en güzelini getirmesini dilerim.
29 Aralık 2008 Pazartesi
Müzik Tutkunlarının Nişan Kurabiyeleri
Dünyanın en güzel iki insanı, iki müzik tutkunu birliktelik masallarını yüzükle taçlandırmaya karar verdiler. Bu güzel günün organizasyonu yorucuydu tabi ama bir o kadar da keyifliydi. Ne mutlu ki, canlarımın nişan kurabiyelerini yapmak bana kısmet oldu.
Kurabiyelerin tasarımı ve yüzüklerin yapımı için başını ağrıttığım sevgili üstadım Peçeteme, Sevgili Selda ve İlkere sonsuz teşekkürlerimi sunarım. İyi ki varsınız
12 Ekim 2008 Pazar
Ne İstediğini Bilememek ve Havuçlu Kek
Olur bana bazen böyle. Canım deliler gibi yiyecek birşey ister ama ben ne istediğimi bilemem. Bu hafta içinde yine böyle ne istediğini bilmez durumda dolanıp durdum. İnsan kılığından çıkmış bir şekilde buzdolabının önüne geçtim, baktım baktım bulamadım ne istediğimi; sonra bildiğim bütün yemek bloglarını dolaştım durdum, yine bulamadım ne istediğimi; msn'de arkadaşlarım çikolatalı kek, simit vs önerdiler, onları da kabul etmedim =)) Yaklaşık iki üç günü bu şekilde geçirdikten sonra dün beynimde şimşekler çaktı: HAVUÇLU KEK istiyordum. Ama çok yağlı olmayan bir havuçlu kek. Fakat ufak bir problem vardı ki, ben daha önce hiç havuçlu kek yapmamıştım. Dün akşam imdadıma yetişen bir tarif defterinden hiç yağ içermeyen bir havuçlu kek tarifi buldum. Bugün kahvaltı sonrası ilk iş olarak kendisini pişirdim ve gerçekten de canımın feci bir şekilde havuçlu kek istemiş olduğuna karar verdim.
Malzemeler (9 adet muffin kalıbı için):
- 2 yumurta
- 1 su bardağı şeker
- 1 su bardağı rendelenmiş havuç
- 3/4 su bardağı iri parçalara bölünmüş ceviz
- 1 su bardağı un
- 1/2 paket kabartma tozu
Hazırlanması
Kek familyasındaki birçok kekte olduğu gibi önce yumurtayla şekeri çırptım, daha sonra havucu ilave ettim. Un ve kabartma tozunu eleyip, cevizi de ilave ettikten sonra muffin kalıplarına paylaştırdım. 180 dereceye ısıtılmış fırında 30-35 dak kadar pişirdim.
14 Eylül 2008 Pazar
Ağustos Böceği, Gidenler-Dönenler ve Şeftalili Pasta
Bu aralar kendimi tam bir ağustos böceği gibi hissediyorum. Bütün yaz boyunca durmak yorulmak bilmeden Ayvalık, Rumeli Feneri, Çengelköy, Polonezköy, Boğaz Turu ile hafta sonları çalışmayan bünyemi şımartan ben, geçen hafta sonundan itibaren kapı dışarı adımımı atamamaktayım. Bütün yaz gezip tozarken beynimin gri hücrelerine göndermiş olduğum tez önerimi, danışman hocamın maili ile hatırlamış bulunmaktayım. Artık Kasım ortasına kadar hazırlamam gereken nurtopu gibi bir tez önerim var :))) İşin en ilginci, 4 ay önce belirlemiş olduğumuz tez izleme komitemdeki hocalardan üçüncüsünün kim olduğu konusunda en ufak bir fikrim yok. Beynim o kısmı tamamen resetlemiş. Haksız mıyım şimdi ben kendime ağustos böceği demekte?????
Aslında bu yazının konusu benim ağustos böcekliğim değildi ama bunu da yazmadan geçemedim (belki utanırım biraz :)))) ). Bu yazının asıl konusu blog alemindeki yaprak dökümleri. Önce Münevver Abla bıraktı bizi, son yazısıyla. Sonra sessiz sedasız Ebru ve öğretmenim ayrılmışlar aramızdan. Şimdi de Can Pınar. Bilirim, bu iş hobi işi, içten gelmeden olmaz, olmaz da yine de keşke olsa diyorum, keşke karar değiştirseler. Kararınıza saygım sonsuz ama yine de fikir değiştiriseniz diye sizi linklerimden hiç ayırmayacağım, siz blogu kapatsanız bile. Her birinizi yakından tanıdığıma; dost, arkadaş olduğuma çok mutluyum. İyi ki var oldunuz ve iyi ki varsınız...
Bir yandan da yüzümüzü güldürenler var, Ayşem gibi. Bir döndü, pir döndü, sayfayı güncelleme sıklığına ben yetişemiyorum :))))) (itiraf: her ziyaret edişimde ortalama 2 yeni yazı okuyorum). Canım Ayşemim, özlemişim ben senin kalemini, dilini, üslubunu, yani topyekün seni. İyi ki döndün geri...
Şeftalili pasta, Pınar'ın doğum günü pastası, hepinize olsun; hem gidenlere, hem dönenlere...
Malzemeler:
Pandispanya (Emel Başdoğan tarifi):
- 4 yumurta
- 115 gr toz şeker
- 1/3 çay bardağı portakal suyu
- 75 gr un
- 35 gr kakao
- 3 su bardağı süt
- 2 yumurta
- 1 su bardağı şeker
- 1/2 su bardağı buğday nişastası
- 2 silme yemek kaşığı un
- 1 paket vanilya
- 1 paket krema
- 1 adet şeftali
- 1 çay bardağı damla çikolata
- 2 paket rulo gofret
- Süsleme şekeri
- Pandispanya için, öncelikle yumurtanın akları ile şekerin yarısını kar haline gelene kadar çırptım. Başka bir kapta yumurta sarıları ile şekerin diğer yarısını, iki katı hacme ulaşana kadar çırptım. İçine portakal suyunu ilave edip karışana kadar kısa bir süre daha çırptım. Kar haline gelmiş yumurta akı-şeker karışımını da ilave edip, bir spatula yardımı ile, yumurta aklarının sönmemesine dikkat ederek alttan üste doğru karıştırdım. En son, un ve kakaoyu da eleyerek yine alttan üste karıştırdım (un ve kakaoyu birden değil, 4-5 seferde ilave edersem topak kalmamasını sağlamak daha kolay oluyor). 18 cm.lik kelepçeli kabımın altına yağlı kağıt serdim, kek karışımını kalıba döküp önceden 180 derece ısıtılmış fırında yaklaşık 40 dak pişirdim.
- Krema için, vanilya ve krema dışındaki tüm malzemeleri blender ile karıştırıp pişirdim. Ocaktan indirmeye yakın vanilyayı katıp karıştırdım. Pişen muhallebi soğuduktan sonra, önce 1 paket kremayı mikserle çırptım, ayrı bir kapta soğuyan muhallebiyi de çırpıp, ikisini bir araya kattım ve karışana kadar tekrar çırptım. (Bu ölçüler biraz fazla geldi, yaklaşık 1 su bardağı kadar krema arttı)
- Soğuyan pandispanyayı üç parçaya böldüm. Diğer yandan kremanın yarısına soyup küp küp doğradığım şeftalileri ve damla çikolataları ilave edip karıştırdım ve pastanın ara katlarına sürdüm. En son geri kalan krema ile pastayı kapladım.
- Pastanın kenarlarını muntazam sıvamayı ömrüm boyunca beceremediğim için, kenarlardaki ayıpları kapatmak için rulo gofret kullandım. Üzerini süsleme şekerleri ile süsleyip, en son çöp şişe yapıştırdığım fotoğrafları pastaya sapladım.
14 Ağustos 2008 Perşembe
Oradan Buradan
Dalları bastı kiraz
Gel bana biraz biraz
Bu da ne alaka, Gülriz kirazlı tarif verecek falan diye düşünebilirsiniz ama hiç mi hiç alakası yok. Nedense 2 gündür dilime bu şarkı dolandı; her iç sesimi dinlediğimde, içimden bu şarkıyı söylediğimi bugün dehşetle fark ettim. Geçer herhalde diye ümit etmekteyim.
Uzun zamandır yazı yazamadım ama bu sefer problem bende değil, modemdeydi. Arkadaş 10 gündür açılmamak için inat ediyor; o inat, ben ondan inat. Baktı ki benim vazgeçeceğim yok kendisinden, bugün inadını kırıp açıldı. Çok sevgili modemim, benimle aşık atmaya kalkma, fena bozarım...
Yazamadığım zaman zarfında 2 adet Ayvalık kaçamağı yaptım kayda değer olarak. Hafta sonları çalışmamanın şımarıklığıyla, ruhum bedenimden ayrılana kadar geziyorum. Ancak nasıl bir insan evladıyım bilinmez ki, hala doyamıyorum gezmelere. Hep plan, hep plan; oraya gidelim, buraya gidelim... Ne olacak benim bu halim. Bu arada birkaç saatir Sevgili NuNu'nun sayfasındaki fotoğrafların içinde hayal ediyorum kendimi. Bakmadıysanız, bakın ve kendinizden geçin derim.
Aslında bugün kayda değer birşey daha yaptım; aslında insanlık için küçük, benim için çok büyük bir adım diyebiliriz. Karpuz kestim, evet evet karpuz kestim. Bir seferde yarım karpuz yeme potansiyeline sahip bir insan olarak, karpuz kesmeyi beceremem. Ne zaman karpuz kesmeye kalksam, setin üzerinde karpuz bir tarafa, bıçak bir tarafa gider; bıçak karpuza kavuşamaz bir türlü. Bugün en sonunda bitsin bu hasret dedim, bıçakla karpuzun vuslatını gerçekleştirmeye niyetlendim. Veeee en sonunda becerdim, 20 bıçak darbesiyle karpuzu yere devirdim. Gerçi karpuz, karpuz kılığından çıktı ama olsun tadı yerindeydi. Bu arada az önce Zerrinime karpuz kesme başarımı (!) anlatırken, kendisi de bugün ilk defa ahtapot pişirdiğinden bahsetti. Utandım biraz, karpuz kesmek nereeee, ahtapot pişirmek nere????? Ama karpuzu kesen ahtapotu da pişirir değil mi?
Şimdi ben bir önceki posttaki başarımı bu postta gösterip, bunca konuyu birbirine, hele hele de Mısır Unlu Kanepe Ekmeğine bağlamayı asla beceremem. O yüzden ben direkt geçiş yapayım kendilerine.
Bu Mısır Unlu Kanepe Ekmeği, Pınarın Doğum Günü menüsünden ilk tarif olacak sanırım. Ama kendileri daha önce, Yemeknamenin Ağustos sayısına misafir oldular.
Malzemeler
- 125 gr beyaz un
- 125 gr mısır unu
- 1 yumurta
- 1 çay kaşığı karbonat
- 1 çay kaşığı tuz
- 1/2 su bardağı süt
- 1/2 su bardağı yoğurt
- 1/2 su bardağından biraz az zeytinyağı
Hazırlanması
- Malzemelerin tamamını karıştırıp, bir hamur elde ettim.
- Elde ettiğim hamuru, hafifçe yağladığım 30x30 cm ebatlarındaki fırın tepsisine yayıp, önceden 170 derecede ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirdim.
Not: Biraz daha kalın bir ekmek istenirse daha küçük bir kalıp kullanılabilir.
30 Temmuz 2008 Çarşamba
Portakallı Dondurma (Ama Çikolata Kasesiz)
Bu postun öyle çok konusu var ki; başlık konusunda uzun uzun düşündüm. En sonunda portakallı dondurmada karar kıldım... Çok yaratıcıyımdır, tutmayın beni :)))))
Efendim herşeyden önce Prenses Tuanamız bugün itibarı ile öpülüp koklanmak üzere aramıza katılmış bulunmakta. Anneciğinin de kendisinin de sağlıkları yerindeymiş. Canım Selenimi, eşini ve tüm ailesini can-ı gönülden tebrik ediyorum; Tuana prensese de mutluluk, sağlık, neşe ve huzur dolu bir ömür diliyorum. (Prensese Not: Sakın teyzem yok diye üzülme, bir sürü teyze adayın var senin, istediğini/ istediklerini seçmen üzere :)))) )
Bu portakallı dondurmanın orijinali burada. Biliyorum ikisi karşılaştırıldığında çok kötü bir taklit olarak arz-ı endam ediyor benim dondurmam ama "ben yaptım, çok da güzel oldu" diyerek avutuyorum kendimi :))) Bilenler bilir, ben Burçine bayılırım; o çikolata kasesinin içindeki portakallı dondurmasına ise büsbütün bayılırım. İlk aşama portakallı dondurmayı yapmaktı, ikinci etapta dantel gibi işlenmiş çikolata kaseleri var, hadi hayırlısı... Bu arada ben sayfamın ismini değiştirmeyi düşünüyorum, burcinindenemelerindendenemeler.blogspot.com, ne dersiniz?????????
Yapmaya niyetlenip niyetlenip de yapamadığım dondurmayı, bir gece yarısı bir hışım yapmaya girişmeme ön ayak olan da Sevgili Neslihan'ın Yazlık Lezzetler'i oldu. Her ne kadar benim için en yazlık lezzet bademli bir magnum olsa da mis gibi portakal kokulu bir dondurma da magnumun yerine geçebilir diye düşünüyorum, e ne yapayım o kadar emek verdim :))))
Tarifin orijinali, Burçinin sayfasında. Ben sadece, kalan kremayı kullanamayacağım için 1 paket kremadan hazırladım.
Malzemeler:
- 170 gr toz şeker (1 su bardağı+1 tepeleme yemek kaşığı)
- 1,5 adet orta boy portakalın suyu ve kabuğunun rendesi
- 200 ml krema (1 su bardağı)
- 180 gr yoğurt (1 su bardağından tepeleme 1 yemek kaşığı eksik)
Hazırlanması:
Burçin ne dediyse onu yaptım.
Şimdi Zerrinin konuları birbirine bağlamasından feyz alarak; üç konuyu bağlıyorum: Burçinin beni benden alan portakallı dondurması, Prenses Tuananın şerefine Neslihan'ın Yazlık Lezzetlerine misafir olsun...
29 Mayıs 2008 Perşembe
Alacarte'dan Limonlu Cheesecake
Hoşgeldin Sencer Partisinden sonra Neslihan'ın bu cheesecake'inin şânı blog sınırlarını aşmış durumda :))) Yiyip de bayılmayan, bayılıp da denemeyen yok gibi... Her yapmaya niyetlenişimde "aman boşver ben beceremem, bir ara Neslihan'a şımarırım, yapar o bana" desem de en sonunda içimdeki isteği bastıramayıp denemeye karar verdim ve galiba becerdim :))))) Tarif burada, tüm detaylarını yazmış Neslihan. Yalnız ertesi gün benim tembelliğin tuttu, ganajla falan uğraşamadım, onun yerine Nutella sürdüm üzerine, şeker hamurundan bir iki çiçekle de süsleyince hazır oluverdi tembel işi cheesecake
29 Nisan 2008 Salı
Yine Etkinlik, Yine Kurabiye
Yazıları kategorilere ayırınca gördüm ki, katıldığım tüm etkinliklere (toru topu 2 tane ama olsun :))) kurabiye ile katılmışım. Kurabiyeler çok fonksiyonlu yiyeceklerdir; kaynana da çatlatır, en tatlı hediye de olur, hoşgeldin bebek etkinliklerine de gider. Yaşasın kurabiyeler :)))))) Gören beni kurabiye ile besleniyorum sanacak ama yok öyle birşey :))) Yemek de severim ben; zeytinyağlıları pek severim, salata ve mezeleri ayrı bir severim, bir de deniz mahsüllerine bayılırım ama bunların hemen hiçbirisini pişirmeyi bilmediğim içindir :((( sayfadaki bu kurabiye enflasyonu...
Gevezeliği bir tarafa bırakırsak, Sevgili Aslı'nın düzenlediği Hoşgeldin Bebek etkinliğine de Nisan bebek için yaptığım kurabiyelerle katılmak istedim. Tarif aynı, pembeli beyazlı süslenip püslenip, bir sepete doluşup önce benimle birlikte geldiler Nisan bebeği ziyarete, şimdi de huzurunuzda arz-ı endam eyliyorlar.
Bu arada, Livaneli'nin "Sevdalım Hayat"ı okuyorum, Livanelinin kalemini seven herkese tavsiyemdir; bilmem bir yandan okurken bir yandan da Dünya Solistlerinden Livaneli Şarkılarını dinlediğimden, bilmem kalemini çok sevdiğim bir yazar olmasından ama çok derinden etkiledi bu biyografi beni, bu gece bitirmeden bana uyku yok gibi görünüyor.
18 Nisan 2008 Cuma
Önce Burçin Dener, Sonra Ben
Bu nefaset şeyler Burçinin "Denemelerinden"... Önce Burçin denemiş, sonra ben denedim; size de denemenizi şiddetle tavsiye ederim. Daha ne diyeyim :)))
Burçinin tarifine birebir sadık kaldım, sadece yoğun portakal tadını sevdiğim için portakal kabuğunu biraz daha fazla koydum; bir de tartların içini krema ile doldurmadan önce, tabanlara -çıtırlıklarını kaybetmemeleri için- eritilmiş beyaz çikolata sürdüm. Orijinal tarif burada, fazla bir farklılık olmasa da bu da benim yaptığım hali:
Malzemeler
Tart tabanı için:
- 1 + 1/4 su bardağı (150 gr) un
- 1/4 su bardağı (25 gr) mısır unu
- 5 yemek kaşığı (40 gr) pudra şekeri
- 7 yemek kaşığı (90 gr) tereyağı
- 1 paket vanilin
- 2 yumurta sarısı
Kreması için:
- 2 su bardağı süt
- ¼ su bardağı un
- ¼ su bardağı mısır nişastası
- ½ su bardağı toz şeker
- 1 yemek kaşığı tereyağı
- 1 paket vanilin
- 1 portakal kabuğu rendesi
- 3 yemek kaşığı portakal suyu
- 100 ml krema
- Süslemek için minik şekerler ve damla çikolata
- Tart tabanlarına sürmek için 30-40 gr kadar beyaz çikolata
Hazırlanması
- Tabanlar için, un, mısır unu ve pudra şekerini, oda ısısındaki tereyağı ile birlikte, parmak uçlarımı kullanarak yoğurdum. Ayrı bir kapta, yumurta sarıları ile vanilini mikserle 30 sn kadar çırpıp, unlu karşıma ilave ederek tekrar yoğurdum. Bu aşamada Burçin, hamuru toplamak için soğuk su ilave edilebileceğini belirtmiş ama benim hamurum çarçabuk toparlandığı için su ilavesine ihtiyaç duymadım. Yoğurduğum hamuru bir buzdolabı poşetine koyup 30 dak kadar buzdolabında dinlendirdim.
- Hamur dinlendikten sonra, yaklaşık 0,5 cm kalınlığında açıp, yağladığım tart kalıplarına yerleştirdim. Fazla kabarmaması için çatalla birkaç yerinden deldim. Daha sonra tartların üzerine yağlı kağıt serip, üzerlerine ağırlık yapması için tart pişirirken kullandığım taşları koydum. Önceden 200 derecede ısıtılmış fırında 20 dak kadar pişirdikten sonra; üstlerinden taşları ve yağlı kağıtları aldım, fırının ısısını 175 dereceye getirdim ve bir 10 dak kadar daha pişirdim.
- Krema için, sıvı krema hariç tüm malzemeleri mikserle karıştırıp, kısık ateşte muhallebi kıvamına gelene kadar pişirdim. Soğuduktan sonra, içine sıvı kremayı da katıp mikserle çırptım.
- Son olarak, beyaz çikolatayı benmari usulü eritip, bir fırça yardımı ile soğumuş tart tabanlarının içine sürdüm; kremayı sıkma torbasına doldurup, tart tabanlarını içine sıktım. En son minik şekerler ve damla çikolatalar ile süsledim.
3 Nisan 2008 Perşembe
Hoşgeldin Sencer Kekleri
Hafta sonu buluşmamıza birşey yapmam gerektiğinde, çok korktum. Zira onca üstadın karşısına çıkacaktı yaptığım şey, kolay mı? Düşündüm taşındım, kendimi garantiye alacak birşeyler buldum: Önce Sevgili Ufuk'un o nefaset kekini pişirdim, içine de vişne kattım, üzerlerini de şeker hamuru ile süsleyince bir parça zevahiri kurtardım.
Malzemeler
- 3 yumurta
- 1,5 su bardağı toz şeker
- 130 gr bitter çikolata (benmari usulü eritilmiş)
- 1 su bardağı sıvıyağ
- 1 su bardağı süt
- 2 yemek kaşığı kakao
- 1 paket kabartma tozu
- 2 su bardağı un
- 1 kase çekirdekleri çıkartılmış vişne
Hazırlanması
- Önce yumurta ve şekeri çırptım; erittiğim çikolatayı, sütü ve sıvıyağı katıp tekrar çırptım. Daha sonra ayrı bir kaba elediğim un, kakao ve kabartma tozunu da ilave edip karıştırdım. En son vişneleri katıp tabanına yağlı kağıt serdiğim fırın tepsisine döktüm ve kekgiller familyasından gelen her kekte olduğu gibi önceden 180 derecede ısıtılmış fırında kürdan testini başarı ile tamamlayana kadar (ki bende yaklaşık 35-40 dakika kadar sürüyor) pişirdim.
- Soğuyan keki kurabiye kalıplarım ile kesip, mavili beyazlı şeker hamurları ile ve yine şeker hamurundan modelleme cetveli yardımı ile hazırladığım süslerle süsledim.
Not: Fotoğraf için yemek bahane, kendisi şahane arkadaşım Mügeye çok teşekkür ederim.
24 Mart 2008 Pazartesi
Bizim Evin Truff'ları
Sayfamı açtığımda Can'ın o güzel yüzünün beni karşılamasından öyle mutluydum ki, arz-ı endam eylemek isteyen truff'larımı bekletmek için elimden geleni yaptım. En sonunda Can Ağa'nın fotoğrafını msn'de tutup, bizim evin truff'larını podyuma çıkarmaya karar verdim.
Külahtaki truff'larını benimle paylaşmayan Kunter'e inat; 200 ml kremayı ocakta ısıttım, ısındıktan sonra içine ince ince kıydığım 150 gr bitter çikolata ile 75 gr sütlü çikolatayı katıp hızlı hızlı karıştırdım, en son 200 gr'lık bir paket brownie'yi de içine ufalayıp bir gece buzdolabında beklettim. Buzdolabında sertleştikten sonra küçük küçük toplar yapıp, kakao, hindistan cevizi, file fındık, evde ne varsa buladım; sonra da bulana bulana yedik.
13 Ocak 2008 Pazar
Sahibini Bulamayan Kurabiyeler
Bu kurabiyeler, bir gece yarısı özenle pişirildiler, sabah sarılıp sarmalanıp peşime takıldılar ama maalesef sahibine ulaşamayıp bizim evde çaya yamaklık yaptılar. Klasik tereyağlı kurabiyelerim bu sefer Sevgili Neslihan'ın süper yaratıcı fikri ile papatya tarlası gibi oldular. Kurabiyeler için Bake Shop'tan aldığım papatya şekilli slikon kalıbı kullandım. Bu kalıbı, altı aydır şeker hamurundan 2 tane papatya yapmak dışında hiçbir şekilde kullanmamıştım. Malum hala pasta yapmak konusunda pek güvenemiyorum kendime; bu sebeple bilumum pasta malzemesi, dolapta "iyi günler ileride" mantığı ile beklemekte :))) Ama bu kalıp, artık süper bir kurabiye kalıbı oldu bana. Ahhhh ahh, yaratıcı insanın hali başka oluyor; teşekkürler Neslihancığım.
4 Ocak 2008 Cuma
Yeni Yılın İlk Tatlısı
Malumunuz sınav sebebi ile bol tatlu günler geçirmekte olduğumu daha önce de belirtmiştim. Bu sefer de sevgili öğretmenimin pikniğe yapıp getirdiği, 3 dakika içinde şanı masamızı bile aşan; sonrasında da Selenimin deneyip tarifini bizimle paylaştığı mini minicik cheesecakeler yetişti imdadıma. Fırında biraz fazla tuttuğum için hafiften bronzlaştılar ama lezzetlerine diyecek yoktu. Hatta ölçüyü yarı yarıya azalttığıma bile pişman oldum diyebilirim.
Malzemeler (24 mini cheesecake için)
- 1/2 paket Eti Burçak bisküvi
- 30 gr tereyağı
- 1/2 paket (100 gr) Pınar Beyaz
- 1/2 su bardağı pudra şekeri
- 25 ml krema
- 1/2 paket vanilya
- 1/2 yumurta (malum, yumurtayı ortadan ikiye bölmek zor; 1 yumurtayı kırıp, hafifçe çırptıktan sonra yarısını kullandım)
- 1 çorba kaşığı mısır nişastası
Hazırlanması
- Öncelikle bisküvileri rondoda un haline getirdim; tereyağını eritip un halindeki bisküvilerle karıştırdıktan sonra, en küçük boy muffin kağıtlarına paylaştırıp, kaşıkla bastırdım.
- Pınar beyazı, pudra şekerini, kremayı, vanilyayı ve yumurtayı çatalla hafifçe çırptım, en son mısır nişastasını ilave edip karıştırdım.
- Bu karışımdan, her kağıttaki bisküvili karışımın üzerine 1 tatlı kaşığı koyup; önceden 160 dereceye ısıtılmış fırında 30 dak pişirdim.
- Kimisinin üzerini reçel taneleri ile, kimisinin üzerini de soyulmuş mandalina dilimleri ile süsledim ve afiyetle yedik.
Not: Ben pişerken yayılmamaları için, kağıt kalıpları 24'lü mini muffin kalıbına yerleştirerek pişirdim.
25 Aralık 2007 Salı
Ennnnnnn Tatlı Hediyeler
Bu aralar bana birşeyler oldu, ciddi ciddi etkinliklere falan katılıyorum. Hadi hayırlısı...
Benim için en tatlı hediye kurabiye galiba... (Acaba pasta falan yapmayı beceremediğim için olabilir mi? Neyse canım, karıştırmayalım bu kısmı). Yumuşağını, kıtır kıtırını; süslüsünü, sadesini; kakaolusunu, tahinlisini, her türlüsünü yiyebilecek bir potansiyele sahibim. Biraz süslenip güzel bir tabağa dizildiklerinde ya da şöyle süslü bir kutuya konulduklarında güzel bir hediye de oluyorlar. O zaman yaşasın kurabiyeler!
Burçinciğim ne güzel düşünmüş, bu etkinliği Sevgili Esra'ya ithaf etmiş. Ben de etkinliğe Esra'nın bisküvi kıvamındaki kıtır kıtır kurabiyeleri ile katılmak istedim.
Malzemeler
- ½ paket margarin (oda sıcaklığında)
- ½ çay bardağı sıvıyağ
- 1 su bardağı şeker
- 1 yumurta
- 1 çay bardağı kakao
- 1 paket vanilya
- 1 çay kaşığı (tepeleme) kabartma tozu
- Aldığı kadar un
Hazırlanması
- Oda sıcaklığındaki margarini ve şekeri, krema haline gelene kadar mikserle çırptım. Sıvıyağı, yumurtayı, vanilyayı, kabartma tozunu ve kakaoyu ilave edip karıştırdım. Kulak memesi kıvamını tutturana kadar un ilave edip yoğurdum.
- Yoğurduğum hamuru bir buzdolabı poşetine koyarak, buzdolabında 30 dak. kadar dinlendirdim.
- Dinlenen hamuru merdane ile 1 cm kalınlığında açıp, kalıp yardımıyla keserek fırın tepsisine yerleştirdim ve önceden 150 dereceye ısıtılmış fırında 30 dak. pişirdim.
- Kurabiyeler soğuduktan sonra, bir kısmını şeker hamuru ile kapladım, bir kısmının da arasına fındık ezmesi sürüp, üzerlerine şeker hamurundan süsler yapıştırdım.
Bunlar da klasik kurabiye tarifiyle yaptığım kardan adam ve kar tanesi şeklindeki yılbaşı kurabiyeleri. Azıcık şeker hamuru, jelatin, biraz kurdele ve şık bir kutu ile güzel bir hediyeye dönüştüler. Yalnız kardan adamlar ile kar taneleri arasındaki orantısal problem hemen göze çarpmakta :))
16 Aralık 2007 Pazar
Yeterlilik Turtası
Malzemeler
Hamuru için:
- 125 gr tereyağı (eritilmiş ve soğutulmuş)
- 1 çay bardağı sıvıyağ
- 1 çay bardağı yoğurt
- 2 yemek kaşığı toz şeker
- 1/2 limonun suyu
- 1 çay kaşığı tepeleme karbonat
- un
Elmalı iç için:
- 2 orta boy elma (rendelenmiş)
- 3 yemek kaşığı toz şeker
- tarçın
- ceviz
Hazırlanması
21 Kasım 2007 Çarşamba
KAYNANA ÇATLATAN TARİFLER
Fasülyeden bir yemek blogcusu olarak bugüne kadar hiçbir etkinliğe katılmasam da, abimin nişanı için yaptığım kurabiyeler hem lezzet hem de görüntü olarak misafirlerden tam not ve bol bol iltifat aldığından ben de şımardım biraz ve bir cesaret bu sefer Laleciğimin Kaynana Çatlatan Tarifler Etkinliğine katılmaya karar verdim. Tüm yemek blogu sahibi mutfak ustalarının affına sığınarak tarifimi veriyorum
Tereyağlı Kurabiye
Şeker hamuru ile kapladığım kurabiyelerin çok lezzetli olmamasından hep şikayetçiydim, onu ekleyip bunu çıkararak en sonunda bu kurabiyelerde istediğimi buldum.
Malzemeler:
- 300-350 gr un
- 200 gr tereyağı
- 100 gr pudra şekeri
- 1 yumurta sarısı
- 40 gr rendelenmiş beyaz çikolata
- 50 gr rendelenmiş fındık
Hazırlanması:
- Yağ ve pudra şekerini krema haline gelene kadar mikserle çırptım. Rendelenmiş çikolata, rendelenmiş fındık ve yumurta sarısını ekleyip karıştırdım. En son kulak memesi kıvamını tutturana kadar un ilave edip yoğurdum.
- Hamuru bir buzdolabı poşetine koyup, 30 dak buzdolabında dinlendirdim.
- Dinlenen hamuru merdane ile 1 cm kalınlığında açıp, kalp kalıpla kesip fırın tepsisine yerleştirdim ve önceden 180 dereceye ısıtılmış fırında pembeleşene kadar (yaklaşık 20-25 dak) pişirdim.
Şeker Hamuru
Ben şeker hamurumu kendim yaptım ama hazırı da kullanılabilir tabii.
Malzemeler:
- 60 ml (1/4 cup) (büyük bir su bardağının 1/4'ü) oda ısısında su
- 8 gr (1 tablespoon) (tepeleme 1 veya silme 2 yemek kaşığı) toz jelatin
- 120 ml (1/2 cup) (büyük bir su bardağının yarısı) glikoz şurubu
- 1 tatlı kaşığı gliserin
- 900-1000 gr pudra şekeri (Ben Celal Ustanın pudra şekeri ile çok iyi sonuç alıyorum ama başka markalarla hiç denemedim. Ancak diğer markaları deneyen arkadaşlar pek memnun kalmadıklarını paylaşıyorlar)
Hazırlanması:
- İlk olarak küçük bir tencereye oda ısısındaki suyu koyup, toz jelatini bir elek yardımı ile suyun üzerine -her yerine eşit dağılmasına çalışarak- eledim (bu aşamada elek kullanmak jelatinin suyun üzerinde topak şeklinde kalmasını engellemek için faydalı oluyor) ve kesinlikle karıştırmadım. Suyun içine elenmiş jelatini 15 dakika kadar beklettim.
- 15 dakika sonra, ocağın üzerine koyduğum su dolu tencerenin içine, içinde su ve jelatin olan tenceremi oturtup, pelte kıvamındaki jelatin eriyip sıvı hale gelene kadar ısıttım. Daha sonra glikozu ve gliserini jelatine ilave edip karıştırdım. (Bu aşamada alttaki tenceredeki su kaynayabilir ama üstteki jelatin+glikoz+gliserin karışımının kesinlikle kaynamaması gerekiyor. Aksi taktirde jelatin etkisini yitiriyor)
- Diğer yandan bir yoğurma kabına pudra şekerinin 750 gr.ını koyup, ortasını havuz gibi açtım. Benmari usulü ısınan jelatin+glikoz+gliserin karışımı iyice ısındıktan (elin zor dayanacağı ısıya gelmesi lazım) sonra, bu karışımı yoğurma kabındaki pudra şekerinin ortasına döküp, pudra şekerini önce kaşıkla, sonra parmaklarımla yavaş yavaş bu karışıma yedirip yoğurdum. Daha sonra yoğurma kabından tezgaha alıp, oyun hamuru kıvamına gelene kadar pudra şekeri ilave ederek yoğurmaya devam ettim.
- Yoğurduğum şeker hamurunu 2 kat streç folyoya sarıp, buzdolabı poşetine koyarak en az 12 saat oda ısısında -tercihen oda ısısından biraz daha düşük bir ısıda (ben kapalı balkonu kullanıyorum)- dinlendirdim.
Not: Dinlenen hamurun kıvamı biraz sert oluyor, kullanılacağı zaman biraz yoğurup yumuşatmak gerekiyor.
Kurabiyelerin Süslenmesi
- İlk olarak smokin ve papyon için, şeker hamurunun 1/3'üne siyah jel gıda boyası katıp, boya hamurun her yerine eşit bir şekilde dağılana kadar yoğurdum.
- Gelin için: Pudra şekeri serptiğim tezgahta beyaz şeker hamurumu açıp, kurabiyeleri kestiğim kalıp yardımı ile kalpler kestim ve bu kalpleri, üzerine ince bir tabaka bal sürdüğüm kurabiyelerin (kurabiyeler soğumuş olmalı) üzerine yapıştırdım. Yine beyaz şeker hamurundan kalıp yardımı ile çıkardığım çiçekleri de su ile yapıştırarak süsledim.
- Damat için: İlk olarak yine beyaz şeker hamurundan kalıp yardımı ile kalpler çıkartıp bunları, üzerine ince bir tabaka bal sürdüğüm kurabiyelerin üzerine yapıştırdım. Daha sonra siyah şeker hamurunu açıp yine kalıp yardımı ile kalpler çıkarttım. Bu siyah kalplerin ortasından üçgen şeklinde birer parça keserek, kenarların ceket gibi görünmesini sağladım ve bunu da daha önce beyaz şeker hamuru ile kapladığım kurabiyenin üzerine su ile yapıştırdım. En son kağıttan hazırladığım bir şablon yardımı ile siyah şeker hamurundan papyonlar kesip bunları da su yardımı ile yapıştırdım.
Bunlar da benzer şekilde yaptığım diğer şeker hamurlu kurabiyelerim:
Olmayan Kayınvalideme Özel Not
Anneciğim, lütfen yanlış anlamayın; etkinliğin ismi böyle... Siz isteyin, ben size daha güzellerini yaparım :))))))))))))











