Ben bile bilmiyorum bu blog'un sahibinin nerelerde olduğunu... Daha önceleri birşeylere yetişmek hiç bu kadar zor olmamıştı; zaman akıp gidiyor, yapılacak işler havada uçuşuyor ve ben bunların peşinden yarışa çıkmış at misali koşuyorum; koşuyorum, koşuyorum yetişemiyorum. Tek tesellim, bir ay sonra bu temponun biraz daha yavaşlayacağı. Öyle çok hayalim var ki bir ay sonrasına ilişkin, hem de hepsi mütevazi şeyler:
- Bir pazar gününün anlamını idrak etmek istiyorum (pazar gününün anlamı: geç kalkmak, uzun süren bir kahvaltı keyfi yapmak, hafif bir müzik eşliğinde sahil boyu yürümek, yürümekten yorulunca bir kahve molası vermek, eve dönüşte güzel bir film alıp battaniyeyi üzerime çekip film izlemek)
- Uzun uzun kitap okumak istiyorum (ders kitabı değil kesinlikle! roman, şiir her tür kabulüm)
- Abant'a gitmek istiyorum, günübirlik bile olsa...
- Odamın şeklini değiştirmek istiyorum.
- Mutfağa dalıp her türlü baking ve cooking faaliyetinin içinde kaybolmak istiyorum; pişirdiklerimi ev ahalisine yedirmek istiyorum.
- Tükkana gitmek istiyorum.
- Pınarımın klübesine gidip, Can'ı sevmek istiyorum.
- Uzun zamandır göremediğim bütün arkadaşlarımla, ailemle vakit geçirmek istiyorum.
Bu liste böyle uzar gider; Gülriz bunları ne zaman yapar bilinmez...