23 Ocak 2008 Çarşamba

Nerede Bu Blog'un Sahibi

Ben bile bilmiyorum bu blog'un sahibinin nerelerde olduğunu... Daha önceleri birşeylere yetişmek hiç bu kadar zor olmamıştı; zaman akıp gidiyor, yapılacak işler havada uçuşuyor ve ben bunların peşinden yarışa çıkmış at misali koşuyorum; koşuyorum, koşuyorum yetişemiyorum. Tek tesellim, bir ay sonra bu temponun biraz daha yavaşlayacağı. Öyle çok hayalim var ki bir ay sonrasına ilişkin, hem de hepsi mütevazi şeyler:

  • Bir pazar gününün anlamını idrak etmek istiyorum (pazar gününün anlamı: geç kalkmak, uzun süren bir kahvaltı keyfi yapmak, hafif bir müzik eşliğinde sahil boyu yürümek, yürümekten yorulunca bir kahve molası vermek, eve dönüşte güzel bir film alıp battaniyeyi üzerime çekip film izlemek)
  • Uzun uzun kitap okumak istiyorum (ders kitabı değil kesinlikle! roman, şiir her tür kabulüm)
  • Abant'a gitmek istiyorum, günübirlik bile olsa...
  • Odamın şeklini değiştirmek istiyorum.
  • Mutfağa dalıp her türlü baking ve cooking faaliyetinin içinde kaybolmak istiyorum; pişirdiklerimi ev ahalisine yedirmek istiyorum.
  • Tükkana gitmek istiyorum.
  • Pınarımın klübesine gidip, Can'ı sevmek istiyorum.
  • Uzun zamandır göremediğim bütün arkadaşlarımla, ailemle vakit geçirmek istiyorum.

Bu liste böyle uzar gider; Gülriz bunları ne zaman yapar bilinmez...

13 Ocak 2008 Pazar

Sahibini Bulamayan Kurabiyeler

Bu kurabiyeler, bir gece yarısı özenle pişirildiler, sabah sarılıp sarmalanıp peşime takıldılar ama maalesef sahibine ulaşamayıp bizim evde çaya yamaklık yaptılar. Klasik tereyağlı kurabiyelerim bu sefer Sevgili Neslihan'ın süper yaratıcı fikri ile papatya tarlası gibi oldular. Kurabiyeler için Bake Shop'tan aldığım papatya şekilli slikon kalıbı kullandım. Bu kalıbı, altı aydır şeker hamurundan 2 tane papatya yapmak dışında hiçbir şekilde kullanmamıştım. Malum hala pasta yapmak konusunda pek güvenemiyorum kendime; bu sebeple bilumum pasta malzemesi, dolapta "iyi günler ileride" mantığı ile beklemekte :))) Ama bu kalıp, artık süper bir kurabiye kalıbı oldu bana. Ahhhh ahh, yaratıcı insanın hali başka oluyor; teşekkürler Neslihancığım.

4 Ocak 2008 Cuma

Yeni Yılın İlk Tatlısı

Malumunuz sınav sebebi ile bol tatlu günler geçirmekte olduğumu daha önce de belirtmiştim. Bu sefer de sevgili öğretmenimin pikniğe yapıp getirdiği, 3 dakika içinde şanı masamızı bile aşan; sonrasında da Selenimin deneyip tarifini bizimle paylaştığı mini minicik cheesecakeler yetişti imdadıma. Fırında biraz fazla tuttuğum için hafiften bronzlaştılar ama lezzetlerine diyecek yoktu. Hatta ölçüyü yarı yarıya azalttığıma bile pişman oldum diyebilirim.

Malzemeler (24 mini cheesecake için)

  • 1/2 paket Eti Burçak bisküvi
  • 30 gr tereyağı
  • 1/2 paket (100 gr) Pınar Beyaz
  • 1/2 su bardağı pudra şekeri
  • 25 ml krema
  • 1/2 paket vanilya
  • 1/2 yumurta (malum, yumurtayı ortadan ikiye bölmek zor; 1 yumurtayı kırıp, hafifçe çırptıktan sonra yarısını kullandım)
  • 1 çorba kaşığı mısır nişastası

Hazırlanması

  • Öncelikle bisküvileri rondoda un haline getirdim; tereyağını eritip un halindeki bisküvilerle karıştırdıktan sonra, en küçük boy muffin kağıtlarına paylaştırıp, kaşıkla bastırdım.
  • Pınar beyazı, pudra şekerini, kremayı, vanilyayı ve yumurtayı çatalla hafifçe çırptım, en son mısır nişastasını ilave edip karıştırdım.
  • Bu karışımdan, her kağıttaki bisküvili karışımın üzerine 1 tatlı kaşığı koyup; önceden 160 dereceye ısıtılmış fırında 30 dak pişirdim.
  • Kimisinin üzerini reçel taneleri ile, kimisinin üzerini de soyulmuş mandalina dilimleri ile süsledim ve afiyetle yedik.

Not: Ben pişerken yayılmamaları için, kağıt kalıpları 24'lü mini muffin kalıbına yerleştirerek pişirdim.