30 Ekim 2007 Salı

İzmir Notları I

İki hafta sonu süren İzmir maceralarının sonuna geldik. Abimizle arkadaşımızın nişanını yaptık; güldük, eğlendik; "her daim mutlu olsunlar" dedik; şimdi de kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu poz poz fotoğrafını çektiklerimiz de nişan kurabiyelerimiz; yalnız kimse inanmadı benim yaptığıma, o potansiyeli göremediler herhalde bende :))

22 Ekim 2007 Pazartesi

Kırmızı Biber Çorbası

Bu aralar günlerin yoğunluğundan olsa gerek, mutfağın kapısının önünden teğet geçiyorum. En sonunda mutfağa girip kırmızı biber çorbası yapmayı başarabildim. Ne zamandır denemek istediğim bir lezzetti kırmızı biber çorbası; farklı farklı tarifler buldum, kendimce birleştirdim, nasıl olur bilmem ki derken beni çok tatmin eden bir lezzet çıktı ortaya. Ben de paylaşmak istedim.

Malzemeler:
  • 3 adet közlenmiş biber (küçük küçük doğranmış)
  • 1 adet orta boy soğan
  • 4-5 diş sarımsak
  • 2 adet orta boy domates
  • 1 adet orta boy patates (küp küp doğranmış ve hafifçe haşlanmış)
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 2 yemek kaşığı un
  • 4-5 su bardağı su
  • 1 su bardağı süt

Yapılışı:

  • İlk olarak yemeklik doğranmış soğanları ve sarımsakları, az yağ koyduğum tencerede kavurdum. Soğanlar ve sarımsaklar kavrulduktan sonra, rendelenmiş domatesleri ilave edip biraz pişirdim. 4 su bardağı su ilave edip, su kaynadıktan sonra biberleri ve patatesleri de ilave edip 10-15 dak kadar kaynattım.
  • Diğer yandan ayrı bir tavada tereyağını eritip, unu kavurdum; içine 1 su bardağı su ilave edip pişirdikten sonra, hazırladığım un karışımını tenceredeki çorbanın içine katıp, çorbayı blenderdan geçirip iyice kaynattım. (Bu aşamada kıvamı çok koyu olursa içine biraz daha su ilave edilebilir)
  • Ocaktan indirmeye yakın 1 su bardağı sütü de ilave edip, kaynattım.

Servis esnasında kızarmış ekmekler, hafif çırpılmış krema, süzme yoğurt, kaşar peyniri rendesi bu çorbayı çok yakışıyor. Ben hepsini ayrı ayrı denedim, biri ya da birkaçı (kaşar peyniri rendesi ve kızarmış ekmek ya da krema ve kızarmış ekmek gibi) kullanılabilir.

14 Ekim 2007 Pazar

Şeytanın Bacağını Kırmaya Çalışırken

Uzun zamandır aklımdaydı bir pasta yapıp şeker hamuru ile kaplamak; ama gelin görün ki cesaretim yoktu. Burcu ile yaptığımız pastayı ve sepet pastayı saymazsak, daha önce hiç şeker hamuru kaplı pasta yapmadığım için korkuyordum iyiden iyiye. Uçaksever kuzenimin doğum günü için annesi benden pasta yapmamı istediğinde "hadi" dedim, "kırayım şeytanın bacağını" ama sonucu görünce şeytanın bacağını kırabilmek için daha çok fırın ekmek yemem gerektiğini anladım maalesef. Önce şu tarifle (ilk tarif) pandispanyamı hazırladım; çok lezzetli, çikolatalı sufle tadında bir kek oldu ama benim gibi bir acemi için maalesef çok hassas bir kekti kendileri, dokundukça bile kırıntıları dökülüyordu kenarlarından. Bir dahaki sefere bu keki sade yemek için yapmaya, pasta için ise her zamanki gibi Emel Başdoğan'ın 12 yumurtalı tarifini uygulamaya karar verdim. Keki kesip kenarlarındaki fazlalıkları aldıktan sonra içi için vanilyalı krema ile dışı için çikolatalı kremamı hazırladım. Küp küp doğradığım şeftalileri vanilyalı kremamım içine karıştırıp, pastamın arasına sürdüm; üzerini incecik bir tabaka halinde çikolatalı krema ile kaplayıp buzdolabına kaldırdım. Kekin kenarlarından kalan fazlalıkları ufaladım, buzlukta duran traşlamadan kalan kek parçalarını da ilave edip birkaç kaşık çikolatalı krema ile iyice karıştırdım; yağlı kağıdın üzerine döküp uçak şekli vermeye çalıştım ve buzdolabına kaldırdım. Pastayı yaparken oldukça zorlandığım için, iyi bildiğim birşeyler yapıp moralimi düzeltmeye çalışayım dedim, hemen buzluktaki kurabiye hamurundan uçak şekilli kurabiyeler yaptım; pasta için yaptığım uçağın kanatlarını yine kurabiyeden hazırlayıp, kanatların uçakla birleşecekleri kenarlarına kürdan saplayıp pişirdim. Pişen uçakları şeker hamuru ile süsleyip poşetleyince moralim biraz yerine geldi. Pasta dolapta bir gece bekledikten sonra bu sabah, şeker hamuru ile kaplama (diğer bir ifade ile şeytanın bacağını kırma) safhasına geldim ve maalesef kıramadım şeytanın bacağını. Beceremediğim çok şey vardı:
  • Herşeyden önce o kadar büyük şeker hamurunu açmakta zorlandım biraz.
  • Açtığım şeker hamurunu pastanın üzerine koymaya çalışırken yırtılmalar oldu maalesef.
  • Pastayı şeker hamuru ile kaplamaya çalışırken de yırtılmalar oldu.
  • Pastanın kaplanmış hali de pürüzsüz bir görünüm göstermiyordu; maalesef üzerinde pütürler oldu, sanırım alttaki pastanın da çok pürüzsüz, düzgün olması gerekiyordu, onu da beceremedim galiba.

Sonra uçak için hazırladığım kek-krema karışımını da beyaz şeker hamuru ile kaplayıp, kurabiyeden hazırlayıp şeker hamuru ile kapladığım kanatları da kürdanlar yardımı ile uçağa monte ettim; renkli şeker hamurları ile uçağa kapılar, pencereler yapıp uçağı da pastanın üzerine yerleştirdim.

Sonucu görünce pasta üstadlarını bir kez daha taktir ettim, önlerinde saygı ile eğildim naçizane...

Vanilyalı Krema

  • 3 su bardağı süt
  • 2 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 1/2 su bardağı buğday nişastası
  • 2 silme yemek kaşığı un
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket krema

Vanilya ve krema dışındaki tüm malzemeleri blender ile karıştırıp pişirdim. Ocaktan indirmeye yakın vanilyayı katıp karıştırdım. Pişen muhallebi soğuduktan sonra, önce 1 paket kremayı mikserle çırptım, ayrı bir kapta soğuyan muhallebiyi de çırpıp, ikisini bir araya kattım ve karışana kadar tekrar çırptım. (Bu ölçüler pastanın arası için fazla geldi, kremanın ancak yarısını kullandım)

Çikolatalı Krema

  • 1 paket krema
  • 225 gr bitter çikolata
  • 40 gr tereyağı
  • 45 gr toz şeker

İlk olarak çikolatayı kıydım. Diğer yandan kremayı tencereye alıp biraz ısıttım, içine tereyağını ve toz şekeri katıp şeker eriyene kadar karıştırdım. En son kıyılmış çikolatayı katıp çikolata eriyince ocaktan aldım. Biraz soğuduktan sonra 2-3 saat buzdolabında bekletip mikserle çırptım.

11 Ekim 2007 Perşembe

Mutlu Bayramlar

Tek tek ziyaret edebildiğim, edemediğim tüm dostların bayramını içtenlikle kutlar; tüm sevdikleri ile birlikte nice mutlu bayramlar geçirmelerini dilerim.