29 Mayıs 2008 Perşembe

Alacarte'dan Limonlu Cheesecake

Hoşgeldin Sencer Partisinden sonra Neslihan'ın bu cheesecake'inin şânı blog sınırlarını aşmış durumda :))) Yiyip de bayılmayan, bayılıp da denemeyen yok gibi... Her yapmaya niyetlenişimde "aman boşver ben beceremem, bir ara Neslihan'a şımarırım, yapar o bana" desem de en sonunda içimdeki isteği bastıramayıp denemeye karar verdim ve galiba becerdim :))))) Tarif burada, tüm detaylarını yazmış Neslihan. Yalnız ertesi gün benim tembelliğin tuttu, ganajla falan uğraşamadım, onun yerine Nutella sürdüm üzerine, şeker hamurundan bir iki çiçekle de süsleyince hazır oluverdi tembel işi cheesecake

26 Mayıs 2008 Pazartesi

İstanbul-İzmir 450 km

Bu aralar İzmir ikinci adresimiz oldu; hatta "uzun yol"un ne kadar izafi olduğunu anladım, zira 450 km artık bana kısa geliyor!!!! Hafta sonu hastalık falan dinlemedik yine yollardaydık, abimizin kına gecesini yaptık; kınasevmezler olarak ellerimize kına yakmasak da gecenin tadını çıkartıp geri geldik, kimimiz arabayla kimimiz otobüsle... Susurlukta mola yerinde buluşup, mola bitiminde tekrar ayrılıp arada otobüsten arabaya el sallaşarak ve sonra da arabalı vapurda buluşarak geçti yolculuğumuz. Mola yerinde bir araba dolusu insan tarafından uğurlanan tek insan evladı olarak tarihe geçtiğim kanısındayım :)))))

Bunlar da kına gecesine katılanlara dağıttığımız kuruyemişlerimiz ve kınalarımız. Kalıcı birer hatıra olması için dağıtacağımız kuruyemişleri tealightlıkların içine koyup bordo tülle bağladık, kına keselerinin yanına da birer gül iliştirip gecenin ilerleyen saatlerinde çiçekçi teyze modunda dağıttık. Ne diyelim artık, onlar ersinler muradlarına, biz çıkalım kerevetine

22 Mayıs 2008 Perşembe

Hastalara Çorba

"Yaz gelsin artık" deyip duruyordum, en sonunda geldi yaz ama havaların ani değişikliği hastalığı da beraberinde getirdi. Kimi görsem hasta, e tabi bu hastalar kervanına ben de katıldım. Boğazım kaşınıyor, öksürüyorum ve sesim travesti gibi çıkıyor. Bu sıcak havaya rağmen canım hep sıcak sıcak birşeyler içmek istiyor; sıcacık süt gibi, çay gibi, çorba gibi. Bu çorba, annemin yaptığı binbir çeşit mercimek çorbasından en kolay olanıymış. Cidden kolaymış, bizzat test ettim onayladım :)))

Malzemeler:
  • 1 adet soğan
  • 1 adet domates
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • 1/2 çay bardağı pirinç
  • 3 çay bardağı kırmızı mercimek
  • yaklaşık 6 su bardağı su

Hazırlanması:

Öncelikle yemeklik doğradığım soğanı, 1 yemek kaşığı tereyağında hafif kavurdum; rendelenmiş domatesi, yıkanmış pirinç ile mercimeği ve suyunu da ilave edip uzun uzun kaynattım. En son el blenderı ile pütürsüz bir hal almasını sağlayıp bir fincan dolusu çorbayı lüplettim.

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Bir Günlük Kaçış

Denize kaçtım haftasonu. Cuma gecesi bindiğim otobüsten cumartesi mis gibi bir Ayvalık sabahına günaydın dedim. Pazar günü geri dönsem de, bu bir günlük kaçış ruhumu dinlendirdi uzun uzun. Hala gözlerimi kapattığımda, yukarıdaki fotoğraflardayım; kah Cunda'da Taş Kahvede tost yerken, kah sahilde dalgaları seyrederken... En kısa zamanda, bedenimi döndürdüğüm İstanbul'a ruhumu da getirebilmeyi diliyorum.

9 Mayıs 2008 Cuma

Kitaplarım

Kitap konusunda her zaman pisboğazlığım tutar benim. Kitapçıya girdiğimde hangi kitabı alacağımı şaşırırım, hepsini birden almak isterim hatta :))) Hepsini birden okumak isterim ama yetişemem hepsine...

Sevgili Ferah, beni kitaplar konusunda sobelediğinde yazmakta zorluk çektim. Okuyacağım ve okumakta olduğum kitaplar konusunda problem yoktu da okuduğum kitaplar konusundaydı en büyük sıkıntım. Seçim yapamadım aralarından bir türlü, hiçbirine haksızlık etmek istemedim. O yüzden en son okuduğum kitaptan bahsedeyim dedim. Zülfü Livaneli'nin "Sevdalım Hayat"ı, Remzi Kitabevinden. Benim için bir kitabın güzelliği, tekrar okumayı isteyip istemediğimle ölçülür. Bu kitabın son sayfasına geldiğimde, "kesinlikle bir daha okumalıyım" dedim hiç düşünmeden. Kalemine sağlık Livaneli'nin.

Okumakta olduğum kitaplardan ikisi şiir kitabı. Biri "Denizin Balladı" ve "Denizin Delisi" gibi şahane şiirlerin şairi Özdemir Asaf'ın "Yalnızlık Paylaşılmaz" isimli şiir kitabı, Epsilon Yayınlarından. Her dizesi muhteşem, tekrar tekrar dönüp dönüp okunası dizeler... İkincisi ise efsanevi "Annabel Lee"nin şairi Edgar Allan Poe'nun "Bütün şiirleri". İthaki Yayınlarından çıkan kitapta şiirlerin hem İngilizcesi, hem Türkçesi var. Okumakta olduğum diğer kitap ise, kaçıncı kez okuduğumu bilmediğim, Stephen R. Covey'in Varlık Yayınlarından çıkan "Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı" isimli kitabı. Kişisel gelişim kitaplarının hep birbirini tekrar ettiğini düşündüğüm için, çok fazla kişisel gelişim kitabı okuma alışkanlığım yoktur; ancak Stephen Covey'in ve Üstün Dökmen'in yeri her zaman bambaşkadır.

Gelelim okumayı planladıklarıma. İlk olarak Edgar Allan Poe'nun "Bütün Hikayeleri"ni okumayı planlıyorum. Ansiklopedi kalınlığındaki bu kitap, yine İthaki Yayınlarından. İkinci sırada Ayşe Kulin'in Everest Yayınlarından çıkan "Veda"sı var. Sonra "Malina" adlı romanı ile hayranı olduğum Ingeborg Bachmann'ın Yapı Kredi Yayınlarından çıkan bütün öykülerinin toplandığı "Otuzuncu Yaş" isimli kitabı var. Emily Bronte'nin "Uğultulu Tepeler" isimli romanı ve Halil Cibran'ın "Ermiş"i yine okumayı planladıklarımın arasında.

Bu ebelemece sobelemecede ben de birilerini sobeleyeyim dedim ve kitapların kokusuna aşık olduklarını düşündüğüm iki arkadaşımı sobeliyorum: Burcucuğum, kitaplarını Kunter'in elinden kurtarabilirsen ve Zerrinciğim, İtalya seyahatinin ardından yazacak gücü kendinde bulabilirsen ebesiniz.