Bugün bana periler geldi, ilham perileri :)))
Herşey sabahın 7’sinde uyanmamla başladı, pazar sabahının anlamını idrak edemeyip birdenbire açılıveren gözler, uyumak umuduyla yatağın içinde nafile birkaç dönüş, bastıran sıcak ve mutlu (!) son, saat 07:10 ve ben ayaktayım. Baktım ki annem de kalkmış, balkonda keyif yapıyor; hemen katıldım ona. Serin serin ve sessiz sedasız balkon keyfiyle ne iyi gider? Tabi ki Türk Kahvesi. Hemen kahvelerimiz yapıldı, biraz sohbet, derken annem başladı geçen gün gazeteden kestiği böreği anlatmaya, ben başladım kıpırdanmaya. Annem “e dolapta yufka var, hadi bize bu böreği yapıversene” dedi, daha annemin lafı bitmeden alıverdim mutfakta soluğu .
Börek kolay ötesi; öyle sarma, tepsiye döşeme derdi falan yok, şahane şahane! Orijinali 3 yufkadan yapılıyor ama ben yarısını yaptım. Önce 1 yufkanın kenarlarından biraz kopardım, kalan yufkayı (yaklaşık olarak 1 yufkanın ¾’ü) yağladığım tepsiye buruşuk olarak yaydım, kenarlarını hafifçe yükselttim. Yufkanın kalan kısmını (yaklaşık ¼’ü) ve yarım yufkayı rulo şeklinde sarıp 1 cm. kalınlığında kestim. Kestiğim yufkaları karıştırarak şeritler oluşturdum ve bunların tamamını tepsideki yufkanın üzerine yaydım. Daha sonra 1 yumurta, ½ çay bardağı sıvıyağ, ½ çay bardağı süt ve ½ çay bardağı sodayı çırpıp tepsideki yufkaların üzerine döktüm ve bunları yaklaşık 10 dak. kadar beklettim. İç olarak da 1 tane közlenmiş kırmızı biberi, 1 tane domatesi, 2 tane sivri biberi, birkaç dal maydanozu ve biraz peyniri küçük küçük doğrayıp, yufkaların üzerine serptim. Önceden ısıtılmış 180 derecedeki fırında pişirdim.
Kahvaltı yapıldı, börek “hımmm, çok güzel olmuş” sesleri eşliğinde afiyetle yendi, markete gidilip alışveriş yapıldı ve ben birkaç gündür beynimden uzaklaştıramadığım şeftalili pasta hayalini gerçekleştirmek üzere tekrar mutfağın yolunu tuttum. En küçük yuvarlak kalıbıma, Emel Başdoğan’ın klasik pandispanyasını hazırladım ve onu fırına atıp bulaşıkları toparladım. İşte tam bu sırada ilham perilerinin akınına uğradım. Bir hışım önce buzdolabını temizledim, kesmedi soluğu mutfak dolaplarında aldım, o da kesmedi mutfak balkonunu temizledim. Mutfak bitti ama benim periler hala gitmiyor, hemen odama daldım, yatak çarşaflarımı değiştirdim, odamı süpürdüm, tozları aldım, tam gardıroba dalacaktım ki periler dedi “bize müsaade”, “ne olur kalın, size şeftalili pasta veririm” dediysem de beni dinlemediler; işleri varmış, başkalarını ziyaret edeceklermiş. Ne yapalım gardırobu da sonra düzenleyeceğiz. Bu arada periler gitmeden bir truff denemesine de başlamış bulundum. Uzun zamandır tüm bloglarda, son zamanlarda da özellikle sevgili Burçin ve sevgili Müge’nin sayfalarında truff göre göre aşka geldim. 100 ml kremayı erittim, içine de 100 gr çikolatayı ufalayıp çikolata eriyene kadar karıştırdım. Sonra traşlamadan kalan kek parçalarını da içine ufaladım. Şimdi bekliyorlar. Umarım yanlış birşey yapmamışımdır, bakalım akşama göreceğiz.
Eh bu günlük bu kadar hamaratlık yeter, bir pazar günü de bu kadar evde oturulmaz. Müsaadenizle, ben dışarı çıkıyorum artık. Daha akşam gelip truff’larımı ve pastamı yapacağım. İyi pazarlar efendim
Ekleme:
Efendim, Müge'ye de dediğim gibi ben fasülyeden bir yemek blogcusu olduğumdan, börek tarifinde hayli başarısız kalmışım. Sanırım tarifi yarım ölçü verdiğim için de biraz karışmış. O yüzden bu sefer tam ölçü tarif vereyim, bakalım olacak mı???? Öncelikle 3 adet yufkaya ihtiyacımız var. İlk olarak 30 cm çapında yuvarlak bir tepsiyi yağlıyoruz, sonra yufkalarımızdan birini buruşuk bir şekilde yağladığımız tepsiye yayıyoruz, kenarlarını da biraz yükseltiyoruz (tart hamuru gibi). Daha sonra kalan 2 yufkayı rulo yapıp, 1 cm kalınlığında kesiyoruz, böylece uzun ince şeritlerimiz oluyor; bu şeritleri de karışık bir şekilde tepsideki yufkanın üzerine yayıyoruz. Daha sonra 2 yumurta, 1 çay bardağı sıvıyağ, 1 çay bardağı süt ve 1 çay bardağı sodayı çırpıp tepsideki yufkaların üzerine döküyoruz. 10 dak kadar beklettikten sonra istediğimiz harcı üzerine koyup fırınlıyoruz.