Cooking etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cooking etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2008 Perşembe

Hastalara Çorba

"Yaz gelsin artık" deyip duruyordum, en sonunda geldi yaz ama havaların ani değişikliği hastalığı da beraberinde getirdi. Kimi görsem hasta, e tabi bu hastalar kervanına ben de katıldım. Boğazım kaşınıyor, öksürüyorum ve sesim travesti gibi çıkıyor. Bu sıcak havaya rağmen canım hep sıcak sıcak birşeyler içmek istiyor; sıcacık süt gibi, çay gibi, çorba gibi. Bu çorba, annemin yaptığı binbir çeşit mercimek çorbasından en kolay olanıymış. Cidden kolaymış, bizzat test ettim onayladım :)))

Malzemeler:
  • 1 adet soğan
  • 1 adet domates
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • 1/2 çay bardağı pirinç
  • 3 çay bardağı kırmızı mercimek
  • yaklaşık 6 su bardağı su

Hazırlanması:

Öncelikle yemeklik doğradığım soğanı, 1 yemek kaşığı tereyağında hafif kavurdum; rendelenmiş domatesi, yıkanmış pirinç ile mercimeği ve suyunu da ilave edip uzun uzun kaynattım. En son el blenderı ile pütürsüz bir hal almasını sağlayıp bir fincan dolusu çorbayı lüplettim.

22 Ekim 2007 Pazartesi

Kırmızı Biber Çorbası

Bu aralar günlerin yoğunluğundan olsa gerek, mutfağın kapısının önünden teğet geçiyorum. En sonunda mutfağa girip kırmızı biber çorbası yapmayı başarabildim. Ne zamandır denemek istediğim bir lezzetti kırmızı biber çorbası; farklı farklı tarifler buldum, kendimce birleştirdim, nasıl olur bilmem ki derken beni çok tatmin eden bir lezzet çıktı ortaya. Ben de paylaşmak istedim.

Malzemeler:
  • 3 adet közlenmiş biber (küçük küçük doğranmış)
  • 1 adet orta boy soğan
  • 4-5 diş sarımsak
  • 2 adet orta boy domates
  • 1 adet orta boy patates (küp küp doğranmış ve hafifçe haşlanmış)
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 2 yemek kaşığı un
  • 4-5 su bardağı su
  • 1 su bardağı süt

Yapılışı:

  • İlk olarak yemeklik doğranmış soğanları ve sarımsakları, az yağ koyduğum tencerede kavurdum. Soğanlar ve sarımsaklar kavrulduktan sonra, rendelenmiş domatesleri ilave edip biraz pişirdim. 4 su bardağı su ilave edip, su kaynadıktan sonra biberleri ve patatesleri de ilave edip 10-15 dak kadar kaynattım.
  • Diğer yandan ayrı bir tavada tereyağını eritip, unu kavurdum; içine 1 su bardağı su ilave edip pişirdikten sonra, hazırladığım un karışımını tenceredeki çorbanın içine katıp, çorbayı blenderdan geçirip iyice kaynattım. (Bu aşamada kıvamı çok koyu olursa içine biraz daha su ilave edilebilir)
  • Ocaktan indirmeye yakın 1 su bardağı sütü de ilave edip, kaynattım.

Servis esnasında kızarmış ekmekler, hafif çırpılmış krema, süzme yoğurt, kaşar peyniri rendesi bu çorbayı çok yakışıyor. Ben hepsini ayrı ayrı denedim, biri ya da birkaçı (kaşar peyniri rendesi ve kızarmış ekmek ya da krema ve kızarmış ekmek gibi) kullanılabilir.

6 Eylül 2007 Perşembe

Yaz İskenderi

Evde yalnızsanız, karnınız açsa, dolapta hiç yemek yoksa, dışarı çıkmaya çok üşeniyorsanız ne yaparsınız? Ya telefonla sipariş verirsiniz ya da dolapta bulduğunuz ilgili ilgisiz şeylerle yiyecek birşeyler yapmaya çalışırsınız. Ben ikinci yolu tercih ettim. Dolapta var olan bir domates, yarım yufka ve buzluktaki ufacık bir parça köfte ile birşeyler yapmaya çalıştım; adını da yaz iskenderi koydum. Önce yufkayı sigara böreği saracak gibi kestim, kestiğim her bir yufkanın her yerine fırça ile su sürdüm, her bir parçanın uzun kenarına bir çöp şiş koyup sigara böreği sarar gibi incecik sardım, sonra çöp şişi yufkanın içinden çekip yarım santim kalınlığında kestim. Sonra kestiğim yufkaları kızgın yağda kızarttım (biliyorum çok karışık oldu ama en kısa zamanda fotoğraflayacağım). Diğer yandan buzluktaki köfteyi (çözülmeden) keskin bir bıçakla incecik dilimledim, teflon tavada kızarttım. Kızarmış yufkaların üzerine, kızarttığım köfte yapraklarını dizdim, en son domates sosunu da üzerine gezdirip afiyetle yedim. Keşke evde yoğurt da olsaydı dedim, köfte ile sos arasına yoğurt da çok yakışırdı, değil mi?

15 Haziran 2007 Cuma

Karides Güveçle Mutfağa Dönüş

Annemiz İzmir’den dönünce otomatik olarak mutfağın anahtarını teslim ettik! İşler de bu aralar yoğunlaşınca mutfağın önünden bile geçmez olmuştum ki bugün çalışmıyor olmanın verdiği keyifle karides güveç yapmak için girdim mutfağa. Biraz yağda önce soğanları kavurdum, sonra haşlanmış bezelye ile tavla zarı büyüklüğünde doğranmış patates ve havuçları ilave ettim; biraz daha kavurduktan sonra yine küp küp doğradığım domatesleri katıp biraz daha kavurdum. En son karidesleri, tuzunu, karabiberini, suyunu koyup kaynayana kadar bekledim. Kaynadıktan sonra güveçlere paylaştırıp üzerlerine kaşar rendesi serptikten sonra fırında kaşarlar eriyene kadar pişirdim. Sonra da afiyetle yedik (annemiz karidesten hoşlanmadığı için biz baba kız yedik).

Aslında bu sıralardaki iş yoğunluğumun bir sebebi var: pazartesi kaçıyorum bir haftalığına, hem de Ayvalık’a :) Bu yüzden iki haftadır koşturup duruyorum işleri toparlayabilmek için. Bunca koşuşturmacanın arasında bir de alışveriş telaşesi vardı dün. Neyse ki iki arada bir derede onu da hallettim. Yarın ve öbür gün de çalışacağım ama bir aksilik olmazsa pazartesiden itibaren Ege’nin o kayrılmış topraklarında ruhumu dinlendireceğim. Söz sizin için de dinlenirim bol bol :)) Hadi bakalım, söyleyin şimdi, hanginiz için o masmavi sularda kulaç atayım, hanginiz için Cunda’da rakı-balık keyfi yapayım, hanginiz için İmren Pastanesinin o müthiş lor tatlısından yiyeyim, hanginiz için denizin üzerinden güneşi batırırken kahvemi yudumlayayım????

28 Mayıs 2007 Pazartesi

Kadınbudu Köfte ve Teşekkür

Cuma günü annemiz İzmir'e gitti, babamla başbaşayız. Annemin yaptığı yemekler, bugüne kadar idare etti bizi ama bugün yemek yapma işi başa düştü, ne yapalım... Dün akşamdan, annemin pişirmesi en kolay zeytinyağlı olarak nitelendirdiği taze fasülye pişirdim. Annemi bilmem ama bence hiç de kolay değilmiş zeytinyağlı fasülye pişirmek; bir kere pişti mi pişmedi mi diye kontrol etmek için gece vakti neredeyse bir porsiyona yakın fasülye yedim :(((( Her tadına baktığımda biraz daha tuz ilave etmeme rağmen yine de tuzsuz oldu fasülyem. Bir de galiba yağını az koymuşum, kupkuru oldu. Üstüne üstlük fasülye de kılçıklıymış. Neticede yenmeyecek gibi olmayan ama annemin fasülyesinin yanından bile geçemeyen bir fasülye pişirerek başarısızlığı kabul ettim.

Bu akşam işten gelince hemen fırın makarna ve patates püresi yaptım; yanına da Selin'in o müthiş tarifi ile kadınbudu köfte. Hayatımdaki ilk kadınbudu köfte denemesini başarı ile tamamladığımı düşünüyorum. Sadece içine yumurta konmadığı için yerken birazcık dağıldı, bir dahaki sefere içine de 1 yumurta kırmayı düşünüyorum. Babam bile beğendikten sonra "olmuştur bu iş" diyerek mutlu oldum. Bu arada babam makarna, püre ve köfteye on üzerinden on verdi :)))) ama fasülye hakkında pek bir yorum yapmadı, neden acaba? :((((( Ne yalan söyleyeyim, ben kadınbudu köfte yapmayı daha zor birşey sanırdım, gayet kolaymış; hatta babama "bunu yapmak, zeytinyağlı fasülye pişirmekten bile kolaymış" dedim de, babam da "nedir senin bu fasülye ile husumetin?" dedi bana :)))))) Ben onu bunu bilmem, Selin'in tarifi ile kadınbudu yapmak çoooooook kolay; Selinnnnnnnnnnn, ne olur bir de zeytinyağlı fasülye tarifi versene :)))))))))

Teşekküre gelince; teşekkür hem sayfamı ziyaret eden, hem de değerli vaktini ayırıp yorum yazan herkese. Ben bu işe başladığımda kendi kendime yazar yazar okurum diye düşünüyordum ama yorumları gördükçe nasıl çocuk gibi mutlu olduğumu anlatamam :)) Bu sayfanın ilk yorumunu yazan sevgili Burçin başta olmak üzere, ziyaret eden, yorum yazan herkese sonsuz teşekkürler...

Bu arada ben yarın ne pişireceğim????? :(((