29 Mart 2008, Sencer’e hoşgeldin demeye gidiyoruz… Çoklukla hafta sonları çalıştığım için buluşmaların da büyük çoğunluğunu kaçırıyorum. Hoşgelesin Can Partisini, Münevver Ablanın misafiri olma şansını ve en son Hoşgelesin Sencer Partisini kaçırdığım gibi… Ama bu sefer azimliydim, kaçırmayacaktım. Bin bir çeşit atraksiyon yaratarak kaçırmamayı başardım da. Sanki kendi sürprizime koşar gibi…
Mutluydum, birlikte olmaktan müthiş keyif aldığım dünya tatlısı kadınlarla birlikte bir gün geçireceğim için; organize hatunlar oldukları gerçeğinden habersiz… Veeee buluştuk, sarıldık, öpüştük, koklaştık, yavruları sevdik bol bol; hobisi baking olan bunca hatunun buluşmasında en beklenen şeyi yaptık: birbirinden nefis tatlı ve tuzluları lüplettik. Tuzlular bitip tatlılara geçildiğinde, masada birtakım atraksiyonlar baş gösterdi; sevgili iç sesim bunları, tatlılar için temiz tabak, servis vs bulma telaşesi olarak yorumladı… Sonra ışıklar söndü, iç sesim bu olayı yanımdan kalkmış olan Ayşem’in yanlışlıkla elektrik düğmesine çarpmış olabileceği şeklinde yorumladı (Neden Ayşem de başka birisi değil? Açıkçası onu ben de bilmiyorum :))) “İyi ki doğdun…” diye başlayan o melodiyi duyduğum ilk saniyelerde -çok özür dilerim ama- salak iç sesim, melodinin sonunun “Senceeeeeeeer” şeklinde devam edeceğini düşünürken “Gülriiiiiiiz” diye devam ettiğini duyunca şaşaladı ve kendisinden beklendiği üzere kilitlenip kaldı. Evet, bu masanın etrafındaki 12 tatlı kadın, “iyi ki doğdun Gülriz” diyorlardı, iç ses zaten dağıldı, dış ses de çıkmıyor; ne söylenir, ne söylenebilir bilinmiyor; çıkmak için inat eden tek şey gözlerde biriken yaşlar… Karşıma gelen pasta, üstadın ellerinden çıkmış, deniz temalı, üzerinde “efe”m var, hayal yelkenlim; etrafımda çok güzel insanlar, gözümde yaşlar var…
Ayşemciğim, çok teşekkür ederim. Arabandan eşyalarını almaya çalışırken, bana arabanın anahtarını vermemek için sarf ettiğin çabayı şimdi şimdi anlamlandırabiliyorum… Teşekkür ederim can dostum, hem varlığın için hem de hayallerimdeki pasta için; yelkenlim şimdi kitaplığımı süslüyor, bir gün hayalimdeki “efe”ye sahip olursam, onu süslemek için bekliyor.
Dilekciğim, seni tanımak çok güzeldi. Yavrularla kurduğun o harika iletişimle hatırlayacağım seni, muhtemelen sen de şaşkın surat ifademle hatırlarsın beni :)))))) Çok teşekkür ederim.
Esracığım, iyi ki vardın, onca işin gücün arasında iyi ki kaçıp gelmişsin; çok teşekkür ederim.
Fadimeciğim, daha ikinci görüşmemizde iyiden iyiye işledin kalbime, hayatıma… İyi ki tanıdım seni, çok teşekkür ederim.
Mügeciğim, çok teşekkür ederim canım. Beni pastayla aynı arabaya koymamak için sarf ettiğin çabaya da ayrıca teşekkür ederim :))) Herşeyden bihaber, saf saf “hani benim yelkenli pastam?” diyip, yüreğini ağzına getirdiğim için özür dilerim :((( Bilemezdim ama, ne yapayım.
Mügeciğim, çok teşekkür ederim; varlığın ve yol boyunca düşük çeneme katlandığın için. Yalnız benim anlamadığım bir şey var, hani sen salata yapacaktın?????????
Münevver ablacığım, sarılıp öperken bir şey söylediniz, “bu da bizim sana sürprizim” dediniz en yumuşak sesinizle, hala kulaklarımda çınlıyor o ses… Teşekkür ederim, çok çok…
Neslihancığım, şaşkın şaşkın bakakaldığımda, tüm sevecenliğinle yanımda duruşun kaldı o günden bende… Çok teşekkür ederim canım
Pınarcığım, çok teşekkür ederim canım; hem varlığın için, hem de teşekkür bile etmeye utandığım o güzel satırların için. Benim için yazılmış en güzel satırlardı onlar, emin ol…
Selenciğim, o gün sayfaya yazmayıp seni kıvrandırttığım için çok özür dilerim canım :)))))))) Çok teşekkür ederim varlığın ve güzel hislerin için
Suzancığım, çok teşekkür ederim canım. Mert’ten tekrar özür diliyorum, yelkenimi onunla paylaşmadığım için; ama bir gün gerçek bir yelkenlim olursa Mert’e bir gezinti sözüm olsun…
Yaseminciğim, çok teşekkür ederim; varlığın ve güzel evsahipliğin için… Tekrar tebrik ediyorum anneliğini; hep güzel, çok güzel günler diliyorum Sencer Paşa ile birlikte.
Yavrular, size de çok teşekkür ederim; kiminizi uzaktan, kucağıma almaya korka korka, kiminizi de kucaklaya kucaklaya sevmeme izin verdiğiniz için… İyi ki varsınız
SENCEEEEEEEEEER, HOŞGELDİN BE OĞLUŞ, İYİ Kİ GELDİN; BİLİYORUM BU SENİN PARTİNDİ, PARTİNDEN ROL ÇALDIM EPEYCE AMA AFFET BENİ YAKIŞIKLIM.
İşte günün anısı fotoğraflarımız; bu sefer annelerinden izin almayı unuttuğum için, yavruların fotoğraflarını koymuyorum.
Enfes masamız
Salatalarımız: Evsahibimizin patates salatası, Mügenin kısırı, Suzinin buğday salatası
Tatlılarımız: Mügenin Hoşgeldin Sencer Pastası, benim pasta yamağı keklerim ve Fadimenin tahinli kurabiyeleri
Henüz herşeyden bihaber, poz veriyorum Pınarın objektifine
Pastayla ilk şaşkınlığı atlatıp önce müsamere çocukları gibi, saygı duruşuna geçiyorum pastamın karşısında, sonra mumu üflüyorum bir çırpıda
En son pastanın üzerinden yelkenliyi çalıyorum, hiç çaktırmadan
Kızlaaaaar, bu ördeği sizin için ekliyorum; özlemişsinizdir belki :)))))
Hazır teşekkür etmeye başlamışken, bir teşekkürüm daha var; çooook uzaklardaki zuzum ile çok sevdiğine. Doğum günümde taaaa oralardan gönderdikleri o güzel çiçekle, “yeni yaşının, tüm yapmak istediklerini her attığın adımda yollarına sermesi dileğiyle…” dedikleri notlarıyla yine beni şaşkın ama mutlu bir insan yapan Güneşim ve birtanesi Batuhancığım, teşekkür etmek yetmiyor ki artık…
Hayatımdaki tüm dostlar! İyi ki varsınız, iyi ki hayatımdasınız. Sizler tarafından sevildiğimi görünce, “işte” diyorum “hayat, bu yüzden çok güzel”… Hepinize çok teşekkür ederim, hayatımda olduğunuz ve bana anlam kattığınız için.