Bazen insan hayatın koşturmacasında durup da bir geriye bakıverir ya; dün de ben durdum öyle, bakıverdim geriye. Öyle çoooook uzaklara da gitmedim aslında, sadece buralara dönüşüme kadar uzanıp geldim ve bir kere daha anladım, zaman denen şeyin su gibi akıp gittiğini, kendisini çok iyi yönetmek gerektiğini....
Neredeyse 1,5 ay olmuş dönüp geleli. Hala herşey yarım yamalak, tam bir düzene oturamadım desem, bilmem inanır mısınız? Zaten ilk haftayı hain jetlag ile birlikte geçirdim. Sonrası okulsal işler: kayıt açtırma, harç yatırma, tez danışmanı ile görüşmeler... E Gülriz bu, memlekete döner de Ayvalık kaçamağı yapmazsa olmaz değil mi? Birileri "sezonun ilk deniz buluşmasını Eylülde yapacaksın" deseler hayatta inanmazdım ama bunu da yaşamak varmış serde =)))) Seattle'ın gölleri iyi, güzel de denizde yüzmenin yerini ne tutar ki...
Şimdilerdeyse evde tamirat var. Tüm odalar izolasyon, boya vs olurken biz koloni halinde salonda yaşamaktayız. Bu sefalet bir hafta daha sürer gibi. Herşey tamam da MP3 Player'ımın evin hangi ücra derinliklerinde olduğunu merak etmiyor değilim.
Henüz çalışacak bir iş bulamamış olsam da, meşguliyetle tedavi yöntemini izliyorum kendimde. Tezi yazmaya başladım (en sonunda). Biter mi? Biter herhalde. Sonraaaa hafta sonları bir tiyatro atölyesine devam ediyorum. Henüz işin başında olsak da yıl sonuna bir oyun çıkaracağız, bekleriz efendim. Bir de İspanyolca öğrenmeye merak sardım ki sormayın gitsin. Haftada iki akşamı da İspanyolca kursu için ayırdım. Bu karışıma bir de iş ilave ettim mi süper olacak.
Bu arada Seattle'ı da özlemiyor değilim. Evimi, yürüdüğüm sokakları, oradaki dostlarimi-arkadaşlarımı çok özledim. Bu hafta sonu Seattle'da TurkFest olacak, arkadaşlarım Türk müziği yapacaklar. Keşke bir mucize olsa, sadece 2 günlüğüne bile olsa orada olsam dedirtiyorlar bana...
Meşguliyetle tedavi dedim ama en güzel meşguliyeti en sona bıraktım. Hala oluyorum ben birkaç ay sonra. Haberi Amerika'da aldım, daha ilk ayımda. Bir cumartesi sabahı, sabahın 6'sında abimin telefonu ile uyandım. Bir telaş, bir panik. Dedim annemlere birşey mi oldu? Baktım ki sesi pek neşeli, ohh dedim galiba güzel haber var. Aldım güzel haberi, kapattım telefonu, sığmıyor içim içime. Tüm evde birkaç takla attım kesmedi, attım sonra kendimi sokaklara, çimenlerde yuvarlandım uzun uzun (ki birkaç hafta sonra başka bir bebek haberi ile tekrar buluştum çimenlerle)... Bu arada oradayken abimlerin dışında 5 arkadaşımın hamilelik haberini aldım. Düşünmedim değil, "acaba bu insancıklara ben mi engel oluyordum?" diye =))))
Böyle işte benden haberler, bütün gevezeliğimle... Cümleten hoşbulduk =))))