28 Şubat 2007 Çarşamba

İşte İlk Pastam

Tatatataaaaaaaaaammm!!
Pazartesi ve salı günü sevgili Burcuya, şeker hamuru kursuna gideceğim demiştim ya, işte sonucu... Bir demet papatyaya yakışacak güzellikte bir papatya bahçesi yaptık Burcucuğumla. Dün akşam eve getirene kadar yolda hep kendimi gülümserken buldum, öyle komiktim ki :) Şimdi de evde durup durup dolabı açıp bakıyorum papatyalarıma, tam bir çocuk gibiyim :)

Aslında beni pasta kadar mutlu eden birşey daha vardı: Burcu gibi bir insanı tanımak... Gerçekten o kadar sevecen, o kadar canayakın ki; sanki 40 yıllık arkadaşımla birlikte vakit geçiriyor gibi hissettim kendimi. Salı günü çok seviyorum diye papatyalar bile almış bana :)) Eve dönerken bir elimde papatyalı pastam, bir elimde kocaman bir demet papatyam, nasıl mutlu olmam ki? Hemen papatyalarımı kaseye yerleştirdim, pastamı kestim, bol papatyalı bir gün geçirdim yani... İşte Burcucunun papatyaları

Çok teşekkür ederim Burcucuğum, pasta için, çiçeklerin için, sabrın için, sevecenliğin için, kısacası herşey için...

14 Şubat 2007 Çarşamba

Sevgililere ve Sevgililer Gününe Dair

Hayat ne kadar tuhaf aslında. Çok değil, daha birkaç sene önce sevgililer gününü, anneler gününü, babalar gününü vs son derece anlamsız bulan ben, bugün bu tarz günlerde heyecanlanabiliyorum. Aslında bu günler, bizim kendimize küçük mutluluklar yaratmamıza yardımcı olmuyor mu? Hayatı dolu dolu yaşamak için, hayattan zevk almak için güzel vesileler bu günler... Galiba önemli olan bu günleri, tüketim odaklı yaşamaktan kurtulup, paylaşım odaklı yaşamayı becerebilmek... Sevgililer günü, tüm sevgililere ve yüreğinde sevgi taşıyan herkese mutluluk getirsin :)

12 Şubat 2007 Pazartesi

Bu da Nereden Çıktı?

Hiç aklımda yoktu desem yeridir. Bir sabah, sürekli yaptığım gibi Gelincik Tarlası Burcu'nun bloguna baktım, mesajlı kurabiyelerle kendimden geçmişken birden fark ettim "create blog" linkini. Tıkladım ve şimdi de buradayım.
Blogumu oluşturdum oluşturmasına da, asıl mesele şimdi başlıyor: bu blogun konusu ne olacak? Bu bir yemek blogu olmayacak sanırım, çünkü çok becerikli bir aşçı olduğum söylenemez. Bu bir hobi blogu da olamaz, o konuda da çok üretken olduğum söylenemez. O zaman tek yol kalıyor: ortaya karışık birşeyler yapmak; biraz yemek, biraz kitap, biraz film, biraz gezi, üzerine de güzel bir boncuk ve puzzle sosu...
Peki neden "bir demet papatya"? Hemen hemen her zaman ve her durumda, düşmüş suratımda kocaman bir gülümseme oluşturuverir bir demet papatya; temizliğiyle, saflığıyla, masumluğuyla, doğallığıyla... Bembeyaz, tertemiz değil midir papatyalar? Ortalarındaki sarı kısımları beyazlığına, temizliğine gölge düşürmeden doğal bir güzellik vermez mi? Sanal "bir demet papatya"mın da yüzlerde kocaman bir gülümseme oluşturması dileğiyle...